Eğitim Modelimiz - İLKOKUL

 

Dünyanın pek çok ülkesinde yüzyıllardır uygulanan modelleri öğrenmek ve öğretmek isteyen, farklı modellerin uygulanması için çaba sarf eden ve yaşamları boyunca eğitim konu olduğunda “bu böyle olmamalı burada bir yanlış var” diyen dahası o yanlışların arasında kendilerine doğru yollar arayan ve kimi zaman bulan akademisyenler, eğitime gönül vermiş eğitimcilerin görüş ve çalışmalarından yola çıkarak bir model oluşturduk.

Alternatif eğitimin tarihsel kaynaklarından günümüze kuramsal ve uygulayımsal düzlemde geçerlilik kazanmış modelleri temel özellikleri ile ele alıp bağlaşıkları ve çözülmeleri ile değerlendirmek alternatif eğitim paradigmasının içinde bulunduğu durum ve gittiği yön konusunda bir fikir verebilir. Bu bağlamda Rousseau’nın doğacı yaklaşımı, Tolstoy’un İasnaia Poliana okulu, Malaguzzi’nin Reggio Emilia girişimi, Montessori yöntemi, Özgür okul, Ev okulu, Sudbury Valley okulları, Paulo Freire girişimi, Waldorf okulları gibi örnekleri genel karakterleri bakımından inceleyerek bir sentez çıkardık.

Büyüme sürecinde çocuk, gelişimini engelleyen bir “duvar”la karşı karşıyadır. Basmakalıp, eski ve katı kurallar, güncelliğini yitirmiş kavramlar, yetişkinlerce benimsenmiş ancak anlaşılması, kavranması zor ve geçerliliğini kaybetmiş davranış ve tutumlar, geleneksel eğitim metotları bu “duvar”ı oluşturmaktadır. Gelişim sürecinde çocuk önce yaşayan toplumdaki yeni kültürel değerler ve rolleri öğrenmesi için desteklenmelidir. Daha sonra çocuk, gelişimini engelleyen ve eski değer yargılarından oluşan “duvar”la karşılaştığında bu “duvar”ı kendi kendine aşmayı başarmalıdır.

formkampüs koleji eğitim modelinde çocuğun gelişimine genetik, yapıcı ve ekolojik bir yaklaşımla bakılmaktadır. Bu özgür ortam içerisinde çocuklar yalnız başlarına, akranları ile ve yetişkinlerle birlikte yaşadığı deneyimler sayesinde anlama, öğrenme ve bilmenin zevkini tadacaklardır. Bu yaşantılar yolu ile yetişkinler de çocuklarla birlikte oynamanın, konuşmanın, düşünmenin ve bilinmeyenleri birlikte keşfetmenin zevkini yaşayacaklardır.

Çocuklar bilgi edinmede oyun, gözlem ve duyularını kullanırlar. Bu süreç içerisinde çocuklar hem kendilerini, hem birbirlerini tanımaya, dünyanın nasıl işlediğini anlamaya çalışırlar.

Çocuklar bilgileri organize etmek için ipuçlarından yararlanır, var olan açıklamalardan hareket ederler ve çevre ile etkileşimde bulunurlar, böylece deneyim kazanırlar.

Çocukların öğrenme sırasında kullandıkları en önemli mekanizmalardan birisi de algıdır. Algı imgeyi akılda tutma, belirli ilişkilerin farkında olma yeteneğidir. Çocuk bir nesne ile karşı karşıya geldiğinde onu algılamak için duyularını kullanır ve onu temsil eder. Böylece nesneyi istediği bir formla ya da dille yeniden ifade eder ve bu yolla nesneyi ve özelliklerini öğrenir. Ancak çocuğun gözleri ve beyni nesnelerdeki devam eden ve değişen ilişkileri algılamak ve yeni ilişkileri keşfetmek için yardım ister. Bu bakımdan yetişkinlerin rolü çok önemlidir.

Çocuğun öğrenme ve bilgi edinmesinde zihinsel kapasitesini kullanabilmesi de önemlidir. Zihinsel gelişimde genlerin etkisi inkâr edilmemektedir. Bununla birlikte beynin genler tarafından hapsedilip onu engellediğine inanılmamaktadır. Bu nedenle zekânın çevre ile etkileşiminde bulunduğu oranda geliştiği fikri savunulmaktadır.
Formkampüs koleji eğitim modelinde problem çözme, yaratıcı düşünme ve araştırmayı içeren birçok fırsatlar sunulmaktadır . Bizce ortam çok büyük önem taşımaktadır.Formkampüs kolejinde duyarlılıkla estetik biçimde hazırlanmış ortamlar bulunur.Eğitim bilimci Loris Malaguzzi ortamın; çocuğun farklı yaştaki kişiler arasında ilişki kurması, hoş bir çevre yaratması, değişimler, etkinlikler ve alternatifler sunması, sosyo-etkin-bilişsel öğrenmenin gelişmesi için potansiyel sağlaması açısından önemini vurgulamıştır (Saltz,1997).

Çocuğun çevre ile iletişim kurmada kullandığı araç dildir. İnsan, diğer canlılardan farklı olarak kullandığı dilin zenginliği sayesinde kendini ifade etme ayrıcalığına sahiptir. Her çocuğun büyümeye, bireysel bir varlık olmaya ve kendini serbestçe ifade etmeye hakkı vardır. Ancak, günümüzde kullanılan dil, kuvvetli hayal gücüne dayanan süreçler yerine kısır ve karşılıklı alışverişe dayanan taklidî mekanizmalar yolu ile çocuklara empoze edilmektedir. Bu durum çocukların kendilerini ifade etme olanaklarını sınırlamaktadır.bizler çocuklarımızın kendilerini her türlü platformda ifade etmelerini destekleyerek özgüven duygularını artırmayı amaçlıyoruz.
Çocuklar doğanın düzeni, uyumu ve güzelliğini anlamalı ve bundan mutluluk duymalıdır. Doğanın kanunları, bilimin ve sanat dallarının temelini oluşturur. Bu nedenle doğa kanunlarını anlamak bilimin temelidir (Montessori, 1966). Çocuklara araştırma, deneme, hata yapma ve hatalarını kendi kendilerine düzeltmeleri için fırsatlar tanınmalıdır.

Formkampüs Kolejinde çocuk, özgürlüğünü onun için önceden titizlikle seçilmiş malzemenin sınırları içinde yaşar. Sunulan çeşitli öğretim araçları arasından hangi malzemeyi seçeceğine çocuk kendisi karar verir. Çocukların öğrenme sürecine ilgisi, kendi seçtiklerini yapmaktan duydukları zevk ve başarı duygusu aracılığıyla sağlanır.. Öğrenim basitten karışığa, somuttan soyuta doğru geliştirilir . Duyu algılarının yoğun olarak kullanıldığı materyaller aracılığıyla gerçekleştirilen bir öğrenme söz konusudur. Bu yöntemde öğretmen bir kılavuz rolü üstelenmektedir.
nsan ırkının mantıklı bir yeniden yapılanmasına yol açmak için, çocuğa geri dönülmelidir. Eğer eğitim çocuğun kişiliğinin asıl değerinin farkına varırsa ve ruhsal gelişmeye uygun bir çevre sağlarsa, dünyanın iyiliğine katkıda bulunabilecek bütünüyle yeni bir çocuk ortaya çıkartılabilir. Formkampüs Kolejinde çocuklar bütünüyle (ruh, akıl ve fizik) göz önünde bulunduran bir eğitim biçimini desteklemiştir. Bugün bu eğitim “holistik” olarak adlandırılıyor. Holistik dünya görüşü ruhsal karakterlidir. Akıl, duygu, yaratıcılık, hayal gücü, şefkat, saygı ve öz-farkındalık duygusu gibi insan niteliklerini öne çıkarır. Bizim ilk amacımız her çocuğa yaşamın tüm alanlarında tam potansiyeline ulaşması için yardımcı olmaktır .

Formkampüs Koleji öğretmenlerinin rollerin şöyle özetleyebiliriz:
- Öğrenme yaşantıları için çocuklarla birlikte keşfe çıkmak
- Kışkırtıcı fikirler ortaya atmak, problem çözmek ve tartışma başlatmak
- Çocukların öğrenim-oyun araçlarıyla ilgili karar vermesine yardımcı olmak
- Çocukların gelişimini görsel - işitsel araçlarla belgeleyip dosyalamak
- Öğrenme ve yaşantılar içindeki bağlantıları görmeleri için çocuklara yardımcı olmak
- Bir sunum faaliyeti olarak kullanmalarına kadar çocuklara bilgilerini tamamlamada yardımcı olmak
- Aileler ve diğer öğretmenlerle projeler konusunda işbirliği halinde olmak
- Ev, okul ve aile arasındaki bağlantıları geliştirmek (Chauhan, 2005).
Çocuk eğitimindeki amaç çocuğun kendi kendine yeterli hâle gelmesi ve karşılaştığı engellerle başa çıkmasıdır. Bu amaca ulaşmak için şu koşullar yerine getirilmelidir:
1. Çocuğun gelişiminde birçok probleme sebep olan mevcut pedagojik, toplumsal ve kültürel politikanın çocuk üzerindeki örseleyici etkisi engellenmelidir.
2. Gözlem, işitme, bellek, imge, sebep bulma, kavramsallaştırma ve daha birçok zihinsel süreç yardımı ile çocukların kendi fiziksel ve sosyal çevrelerinin etkilerine ve yetişkinlerin baskılarına karşı koyabilecek şekilde kapasitelerini kullanmalarını sağlamak gerekir.
3. Çocuklara kendini ifade etme, dünyayı değerlendirme özgürlüğü tanınmalı ve özerklik teşvik edilmelidir.
4. Çocukların özgürlük, merak ve imgelerini teşvik etmek için öğrenme ve bilgi edinme sürecinde onlara fırsatlar sağlanmalıdır.
5. Bilgi edinme ve yorumlamak için imgenin gelişmesi gerekir. Yaratıcılık ve zihinsel etkinliklerin birlikte gelişmesi ve bütünleşmesi için bütün sanat dalları kadar bilim de temel olarak alınmalıdır.
6. Derinlemesine düşünme, yorum yapma, nesneler ve olaylar hakkında özümsemeler yapabilmesi amacıyla, çocuğun hem potansiyelini hem kapasitesini kullanması için onun aktif olmasını sağlamak gerekir.